Tarçın Alzheimer Hastalığından Koruyor mu?

Tarçın Alzheimer Hastalığından Koruyor mu?
Alzheimer hastalığı beyinde geri dönüştürülemez şekilde meydana gelen hasar sonucu aşamalı olarak gelişen bir hastalık. Hastalığın evresine göre giderek artan hafıza kaybı, konuşma zorluğu, zihin karışıklığı, yön ve zaman duygusunu yitirme gibi belirtiler başlıcaları. Henüz bu hasarı onaracak, geri dönüştürecek bir tedavi ya da ilaç bilinmiyor. Tek çare bu hasarı önlemeye yönelik alınacak önlemler. Çağımızın hastalığı olmasının başlıca nedeni ise giderek yükselen ortalama yaşam süresi. 70'li yaşların üzerinde risk katlanarak artıyor.

Bu hastalığa karşı ilaç geliştirmek için uygun teknikler de oldukça sınırlı. Nörotoksik (sinirler üzerinde zararlı) etkili çözünebilir beta-amiloit polipeptit oligomerlerinin beyinde birikmesinin hastalık etkenlerinden biri olduğu kuvvetle muhtemel. Dolayısıyla araştırmalar daha ziyade bu oligomerlerin oluşumunu engelleyen ilaçlar üzerine yoğunlaşıyor. Ancak deneysel (in vitro) koşullarda yapılan bu çalışmaların sonuçlarının güvenilirliği tartışmalıdır. Diğer taraftan, hastalığın aşamalı ilerleyişi nedeniyle deney hayvanı (in vivo) modellerinde ya da insanlarda yapılan klinik çalışmaların sonuçlarının dikkatli bir şekilde yorumlanması gerekmektedir.
Mevcut tedaviler hastalığın ilerleyişinin yavaşlatılmasına dayanmaktadır. Dolayısıyla şu an için tek çare koruyucu önlemler alınması. Ancak ömür boyu Alzheimer hastası olmamak için sürekli ilaç kullanılması pek mümkün görülmemektedir. Bu bakımdan insanların günlük olarak besin ya da içecek olarak yararlandığı doğal ürünlerin, yukarıda bahsettiğim deney modelleri üzerinde etkinliğini araştıran çalışmalar dikkatleri çekmektedir.

Bu konuda daha önce yayımlanan çok sayıda deneysel (in vitro) çalışmalarda en yüksek etki zerdeçal, zencefil özütleri ve yeşil çay kateşinleri ile gözlenmiş; bu ürünleri Ginkgo biloba yaprağı, Çin tarçını kabukları takip etmiştir. Burada etkili olan tarçın kabuğunun Çin tarçını olduğuna dikkat etmek gerekir, yani bizim tatlılarımızda kullandığımız Seylan tarçını kabuğundan farklı.

Geçtiğimiz aylarda gazetelere konu olan İsrailli araştırıcıların çalışmasına gelince; öncelikle araştırmada hangi tarçın kabuğunun kullanıldığı belli değil, Çin ya da Seylan şeklinde bir tanımlama yapılmamış. Tarçın kabuğunun toz edilip fosfat tamponlu su ile oda ısısında bekletilerek hazırlanan özütü kullanılmış. Yani ısı uygulanmamış. Tarçın özütünün etkisi hem deneysel (in vitro) olarak ve hem de meyve sinekleri (drosophila) ve özel fareler kullanılarak araştırılmış. Her üç modelde de tarçın özütünün Alzheimer hastalığında rol oynadığı düşünülen oligomerik amiloitlerin miktarını azalttığı gözlenmiş. Bu sonuçlara göre, sulu tarçın özütü Alzheimer hastalığının önlenmesinde yararlı olabilir, ancak bu özütün henüz kan-beyin engelini geçip geçemediğine dair bir kanıt yok. Yani etkili olabilmesi için beyine ulaşıp ulaşamayacağını bilemiyoruz. Bu nedenle, gazete haberlerinde yer alan "son derece etkili olduğu" şeklindeki ibarenin hiçbir geçerliliği yok. Muhtemelen ileride bu konuda daha ikna edici bulgular elde edilebilir. Şimdilik en azından tarçın kabukları ile hazırlayacağımız çayı içmek yararlı olabilir.

ÖNERİLER - UYARILAR   

Tarçın çayı nasıl hazırlanmalı? 
Tarçın sert odunlu bir materyal olduğundan, genel kural gereği kaba parçalara ayrıldıktan sonra kaynatma suretiyle hazırlanır. Ancak içerisindeki uçucu aromanın kaybını azaltmak için kaynatma süresi ve ısısının düşük tutulması gerekir. Bu bakımdan su kaynadıktan sonra ateş kısılarak 5 dakika daha kapaklı demlikte kaynatmaya devam edilebilir. Diğer taraftan tarçın kabuğu ıhlamur, adaçayı gibi diğer çayların içerisine de ilave edilebilir. Bu durumda demleme yöntemi tercih edilir. 

Hangi sıklıkta ve ne miktarda kullanılmalı? 
Herhangi bir riski bilinmemektedir. Bu bakımdan herhangi bir kısıtlama söz konusu değildir.

Yorum Gönder

0Yorumlar