Ceset Pozu

Kadavralardan ibret almak için tıp okumanız gerekmiyor!


Beverly Boyer vücutları tanıyor. Sertifikalı masaj terapisti olan Boyer, her gün canlı adaleleri rahatlatmaya uğraşıyor. Ancak bir cesedin içini ilk defa görüşünü anlatırken, harika bir aşk romanının başlangıcını anlatırmışçasına sesini alçaltıyor. "Her şey yerli yerine oturmuştu" diyor. "Eğitimim boyunca öğrenmişolduğum her şey, anatomi, fizyoloji, ne varsa karşımdaydı." Şubat ayında bir Salı gecesi ve bir cenaze levazımatçısının mahzeninde ayakta duran Boyer, ölüme karşı duyduğu aşkı diğerleriyle paylaşmak için elinden geleni yapıyor. Boyer, 2014'te Şuan Colorado Insan Anatomisi Öğrenme Merkezidenen yeri kurdu. Burası Longmont'ta bir morgu kiralıyor ve uzmanlığı vücut olan diğer profesyonellere (masaj terapistleri, yoga öğretmenleri, akupunkturcular, enerji çalışanları ve daha niceleri) bağışlanmış cesetler üstünde çalışma şansı sunuyor. Her hafta, Boyer'ın onlarca öğrencisi burada toplanıp kadavraların yumuşak dokularını manipüle ediyor, böylece kendi mesleklerine uyarlayabilecekleri anatomik iç görüyü kazanmayı hedefliyor.
Boyer'ın okulu, son yıllarda, tıp eğitimi almayanlar için açılan birkaç kadavra okulundan biri. Bu okullar sıra dışı öğrencilerine anatomik bir aydınlanma sunuyor, vücudun fasiyal katmanlarını, kaslarn kökenini, ekleme noktalarını, sinir sistemlerini, biyomekanik işlevlerini ve işlev bozukluklarni) mercek altına alıyor.

Bilim, yoga ve tuhaf olan her şeyi seven biri olarak, bu kesip biçme meraklılarının ölülerle neler yaptığını hep merak etmişimdir.

Bu gece, Boyer'ın bir düzine yoga eğitmenine verdiği dersi izliyorum. Ama öğretmen o değil. Bu unvan Vesalius'a, şu anda öğrencilerin ayağını elden ele geçirmekte oldukları ölüye ait. Daha biraz önce, kâğıttan önlüklerini giymiş, lastik eldivenlerini ve formaldehitin kötü kokusunu bastırmak için okaliptüs yağına batırılmış maskelerini takmış öğrenciler gergin bir vaziyette çene çalıyorlardı. Fakat Vesalius'un beyaz-sari, tuhaf biçimde yumuşak, lifli kaslar ve tendonlarla örülü ayağı ortaya çıkınca hepsinin nutku tutuluyor.

"Güzel değil mi?" diye soruyor Boyer. Onları, öğretmenlerinin ayağını ellerine alıp tartmaları için yüreklendiriyor.
Ayak ortalıkta gezinirken, Boyer da gövdeyi örten havluyu çekiyor. Vesalius'un derisiz, kesilmiş orta kısmındaki adale katmanlarını ve kemikleri kaldırıyor. "Hindiye benziyor" diyor öğrencilerden biri. İçlerinden biri kıkırdıyor, sonra ansızın susuyor.

Boyer, omurga boyunca uzanan bir kas grubu olan erektör spinalisi eşeliyor. Bugünkü öğrencilerin uzmanlık alanı olanyın yogada bu adaleye uzun bir çocuk pozuyla (hem kasları hem de onları örten fasiyayı gevşeten bir öne eğilme hareketi) erişmek mümkün. Teoriye göre bu hareket paresempatetik sinir sistemini devreye sokarak vücudun kaç ya da savaş dürtüsünü sakinleştiriyor ve fiziksel stresle başa çıkıyor.

Boyer elini Vesalius'un içi boşaltılmış torsosuna sokarken öğrencilerden biri heyecandan hop oturup hop kalkıyor. Bir başkasınınsa gözleri ışıl ışıl, neredeyse ağlayacak gibi.

Instagram'a konulacak türden perçemleri olan Dana Balafas adlı gözlüklü bir kadın sınıfın geri kalanından uzak duruyor. Boyer erektör spinalisin vücudun öne eğilmesindeki rolünü anlatırken Balafas ansızın başını öne eğiyor. Boyer duruyor, iyi olup olmadığını soruyor ona.

Hemen dikilip "iyiyim" diyor Balafas. Sadece kendi erektör spinalisini anlamaya çalışıyormuş. YAKIN ZAMANA KADAR doktor, adli tıp uzmani ya da tıp öğrencisi olmayanların kesilmiş bir kadavraya dokunma şansı yoktu. Daha 19. yüzyılda bile, MR öncesinde tıp uzmanlarının cesetlerin içini görmesini sağlayan bedenler ya yağmalanan mezarlardan ya da halka açık idamlardan geliyordu. Canlı kesim (yani viviseksiyon) merakhlar, işlerini yapmak için her türden yasayı ve sosyaltabuyu çiğniyordu.

"Tıp fakültelerindeki doktorlar ve çalışanlar da mezar hırsızlığına bulaşmıştı" diyor diseksiyon tarihi üzerine bir araştırma makalesi yazan endokrinolog Raphael Hulkower. Yöntemler nahoş olsa da, mezar soygunculuğu, öğrencilerin tamir edecekleri biyolojik makinelerin iç işleyişini anlama ihtiyacını karşılıyordu. Dijital tıbbın, bilgisayar simülasyonlarının yaygın olduğu günümüzde bile akademisyenler hâlâ öğrencilerin anatomiyi en iyi kadavralardan öğrenebileceği görüşünde. Vücudun içini görmek kadar ona saygı duymayı da arzulayan yogilerin bu amaçla harekete geçmesi de şaşırtıcı değil. Colorado (ve buradan 160 kilometre çapındaki bir alanda Boyer'in kine benzer hizmet veren iki kuruluşdaha) yogadaki ceset duruşunu değilde gerçekten cesetlerin duruşunu görmek isteyenlerin uğrağı olmuş durumda. .
Boyer hepsinden yıllar önce bu işe girişmiş. 1995'te daha masaj terapistliğinin ikinci yılındayken Ohio Eyalet Üniversitesinden bir profesörü ikna ederek kendisine kadavra laboratuvarını gezdirmesini sağlamış. Aradan yıllar geçince de nihayet bu işe kendi soyunmuş. 2016'da neredeyse 400 öğrencisi olmuş, 2017'de ise 700'den fazla.

Bedenlerini bağışlayanlar arasında avukatlar, inşaat işçileri, hemşireler ve öğretmenler var. Bunların çoğu bu çevreden, bazılar da kendileri de yoga yapan kimseler. Bağışçılar hayattayken, ölümden sonraki akademik kariyerlerinde hangi dersleri vereceklerini seçebiliyorlar. Aynı zamanda Boyer'ın kendi yaşamları ve meslekleri hakkında öğrencilere ne kadar bilgi verebileceğini de belirtebiliyorlar. Bu bilgi, ders sırasında yardımcı olabiliyor.

Bu geceki öğretmen hakkında sadece iki bilgi var: 88 ve bağırsak kanseri. Boyer ona modern insan anatomisinin kurucusu 16. yüzyıl Flaman hekiminin anısına Vesalius adını vermiş. Oğrencilerin kendilerini Vesalius'a yakın hissetmeleri için de ayırt edici fizyolojisine bakarak ona "çiftlik sahibi" diyor. Çünkü Vesalius'un sağ supraspinatus kasi (rotator kılıfın bir parçası) sürekli baş hizasının üstünde, kementçevirir gibi kullanıldığını gösteren gerilim çizgileri taşıyor. Ayrıca (yaşı için çok tuhaf bir şekilde) dizlerinde hiç arterit izi olmadığından, Boyer onun belki de ayaklarının üstünde değil de at sirtında zaman geçirdiği çıkarımını yapıyor.
"Dizleri gerçekten çok iyiymiş” diyor.

BEN DE KENDİNİ YOGAYA VERMİŞ BİRİ OLMAKLA BİRLİKTE, abartılı iddiaların ve yogayla ilişkilendirilen sözde bilimin farkındayım. Yoga stresinizi azaltabilir, acıyla başa çıkmanızı sağlayabilir, sizi daha esnek hale getirebilir ama özünde manevi bir şey ve bilimle ruh çoğu zaman farklı yönlere gidiyor. O yüzden Boyer'ın salt bilimden ayrılıp Doğu dinlerinin insanın yaşam gücüne atfettiği, birer çarkı andıran enerji merkezlerinden yani "çakralardan söz ettiğini duyunca kulaklarım dikiliyor.

Acaba bize üçüncü gözün tıkanıklıklarını" ya da "titreşimlerini" açıklayacak bir sinir demetimi gösterecek? Yoksa kalçayı açan bir yoga pozunun rayından çıkmış sakral çakraları yerine oturtup dolayısıyla duygusal durumumuzu düzelteceğini mi söyleyecek?

Öyle değil. Herhangi bir bilimsel çıkarımda bulunmuyor ama noktaları da seve seve birleştiriyor.

"Kalp çakrası şurada olacaktı" diyor ve Vesalius'un göğüs boşluğunu işaret ediyor. Burada, ders vermek için değil de, meditatif düşüncelere dalsınlar diye biraz bekliyor. "Kalp dünyayı ve mideyi alır, gökyüzüne bağlar."

Vesalius'un kalbi onu gökyüzüne bağlayabilir ama poposu ayağının dibindeki plastik leğende duruyor. Boyer bu dokuyu bir öğrenciye uzatıyor. "İşte kalça kasi" diyor. "Çek şimdi." Oğrenci ilyotibiyal bandın (IT) uzun, esnek bir parçasını çekiyor.

IT bandı bacağa bağlıyken, gluteus maksimusun üstündeki posterior ilyak kanattan dize kadar uzanarak kalçanın hareket etmesini sağlıyor. Bu gece, Boyer, Vesalius'un poposunu kullanarak bağdokunun sağlamlığını gösteriyor.

"Daha hızlı çek" diyor Boyer. Öğrenci bırakınca doku eski halini alıyor. Boyer de popoyu leğene geri koyuyor.

Boyer, organlarını bilime adayan insanlara büyük saygı duyuyor. Daha şimdiden kendi bedeninin de aynı çelik masanın üstünde yerini alması için gerekli ayarlamaları yapmış. "Lütfen bu geceki öğretmenlerinize kendi yönteminizle teşekkür edin" diyor.

Öğrenciler önlüklerini çıkarıp kullanılmış eldivenlerini çöpe atarken, ellerini yıkarken tekrar sohbete başlıyorlar. Üzeri havluyla örtülü bedenler yanlarındaki masada uzanıyor. (Birkaçı Vesalius'un gerçekten de hindiye benzediğini sessizce kabulleniyor. Ama bundan sonra, ne zaman yere bakan köpek pozu alsalar akıllarına ölülerin geleceğini de belirtiyorlar.

Görünümü gizemli sprey şişelerine, kadavralardan ve metal masalardan damlayan neme, anatomi haritalarının yanında nezaketle ilgili levhaya bakıyorum. Balafas bundan sonra ne zaman esneme hareketlerini ihmal etse ve yoga öğrencileri için hareket dizileri hazırlasa, Vesalius'un omurgasını hatırlayacağını söylüyor. Ama daha önce 80'lerinde beyin kanserinden ölmüş bir öğretmen olan "Bayan V'nin kalbini eline almış olan Balafas, şimdi de tuhaf bir istekte bulunuyor ve kadının kafatasının içine bakmak istiyor. Öğreniyoruz ki Balafas'ın annesi de beyin kanserinden ölmüş. Boyer havlunun bir hareketiyle kafatasını açıyor, kanserin nerede olduğunu, beynin ne kadar küçük bir kısmını kapladığını gösteriyor.
"Beyni güzelmiş" diyor Boyer.
Alıntı: Erin Blakemore, Coloradolu bir yazar ve gazeteci.

Yorum Gönder

0Yorumlar